Bir zamanlar özgür ve yiğit evlatlarım vardı benim;
Adımı, her halka ve her diyara taşıyıp yüceltiler,
Ve bütün dillere baş tacı ettiler beni, tüm şöhretimle,
Öyle ki, nice devletler bile benimle konuşur olmuştu...
Benimle anılırdı kadim halkların tarihi,
Çağların gururunu okşayan yasalarda öyle.
Ve benimle yayıldı uygarlık dört bir tarafa,
Ticaret ve o ulu sanatlar benimle ulaştı her bir yana.
İman benimle yayıldı ve benimle serpildi her ilim,
İnsanlık için nice faydanın kaynağı ben oldum hep.
Ama şimdi adımı taşıyan evlatlarım unuttu beni,
Büsbütün terk ettiler, ihtimamla koruyup kollamaz oldular artık beni.
Yazıklar olsun evlatlarımın bana reva gördüğü şu tesellisi olmayan acıya!
Keşke bir tek bana olsaydı, kendilerine ettikleridir asıl bu haksızlık…
Diğer halklar çoğalıp artarken, onlar günden güne eksildiler,
Baş olacakları yerde, azala azala köleliğe duçar oldular…
Ne zaman uyanacak içlerindeki o yiğit ruh?!
Ne vakit dolaşacak damarlarında muzafferlerin kanı?
En amansız kış bile üç ayda çekip giderken,
Benim kışım asırlardan beridir dinmek bilmiyor…
Metropolit Hanna Dolabani (1885-1969)
Süryaniceden Çeviren: Yusuf Beğtaş
You can also send us an email to karyohliso@gmail.com
Leave a Comment