
ܡܳܢܳܐ ܗ̱ܝ ܟܰܝ ܥܶܠܬܳܐ ܕܩܳܦܣܳܐ ܚܰܕܘܳܐ ܓܰܘܳܝܳܐ ܕܒܰܪܢܳܫܳܐ؟
ܡܳܢܳܐ ܗ̱ܝ ܟܰܝ ܥܶܠܬܳܐ ܕܫܳܒܩܳܐ ܕܢܰܚܓܰܪ ܥܰܠ ܬܪ̈ܰܝܗܽܘܿܢ ܩܽܘܼܦܣ̈ܰܘܗܝ ܘܢܶܬܒܰܠܒܰܠ؟
ܡܳܢܳܐ ܗ̱ܝ ܟܰܝ ܥܶܠܬܳܐ ܕܫܳܒܩܳܐ ܕܢܶܗܘܶܐ ܦܠܺܝܼܓܳܐ ܥܰܡ ܬܪ̈ܰܝܗܽܘܿܢ ܓܰܒ̈ܰܘܗܝ ܘܢܶܬܒܰܠܒܰܠ؟
ܡܳܢܳܐ ܗ̱ܝ ܟܰܝ ܥܶܠܬܳܐ ܕܫܳܒܩܳܐ ܕܢܶܚܓܽܘܿܪ ܒܕܽܘܼܪ̈ܳܫܰܘܗܝ ܘܕܽܘܼܒܰܪ̈ܘܗܝ ܘܢܶܬܒܰܠܒܰܠ؟
ܡܶܢܟܽܠܦܪܽܘܿܣ ܦܽܘܼܢܳܝܳܐ ܡܶܫܬܰܚܠܦܳܢܰܐ ܗ̱ܘ ܘܡܶܬܦܪܶܫ ܡܼܶܢ ܚܰܕ ܠܐܚܪܺܝܢ. ܘܕܰܟܒܰܪ ܕܶܝܢ ܡܶܫܬܰܚܠܰܦ ܡܼܶܢ ܕܽܘܼܟ ܠܕܽܘܼܟ ܘܡܼܶܢ ܒܰܝ ܠܒܰܝ. ܘܰܟܒܰܪ ܕܶܝܢ ܠܟܽܠܢܳܫ ܘܰܠܟܽܠܚܰܕ ܡܶܢܰܢ ܦܽܘܼܢܳܝܳܐ ܦܪܺܝܼܫܳܐ ܐܺܝܼܬ ܗ̱ܽܘܼ ܕܰܩܒܺܝܼܥ ܒܡܰܕܥܶܗ.
ܐܶܢܳܐ ܡܿܰܢ ܐܰܝܟ ܦܽܘܼܢܳܝܳܐ ܐܳܡܰܪ ܐ̱ܢܳܐ: ܩܰܕܡܳܝܰܬ ܐܰܡܽܘܼ̈ܡܶܐ ܕܪ̈ܶܥܝܳܢܶܐ ܕܪ̈ܺܝܼܫܶܐ. ܬܪܰܝܳܢܰܬ ܡܓܰܙܝܽܘܼܬ ܝܕܰܥܬܳܐ ܘܡܰܪܕܽܘܼܬܳܐ ܝܳܬܢܳܝܬܳܐ. ܘܰܬܠܺܝܼܬܳܝܰܬ ܡܓܰܙܝܽܘܼܬ ܝܕܰܥܬܳܐ ܝܽܘܼܠܦܳܢܳܝܬܳܐ ܥܶܠܬܳܐ ܗ̱ܝ ܪܺܝܼܫܳܝܬܳܐ ܕܒܽܘܼ̈ܠܒܳܠܐ.
ܒܕ ܒܰܪܢܳܫܳܐ ܕܝܳܕܰܥ ܢܰܦܫܶܗ ܘܚܳܟܶܡ ܝܳܬܶܗ ܐܳܚܶܕ ܠܥܳܠܡܳܐ ܒܐܺܝܼܕܶܗ ܘܩܳܒܰܥ ܐܠܗܳܐ ܒܠܶܒܶܗ. ܘܩܳܐܶܡ ܒܰܐܦ̈ܰܝ ܚܰܫ̈ܶܐ ܢܰܦܫ̈ܳܢܳܝܶܐ ܘܦܳܓܶܕ ܚܽܘܼ̈ܫܳܒܶܐ ܡܚܰܒ̈ܠܳܢܶܐ.
ܒܕ ܒܰܪܢܳܫܳܐ ܕܝܳܕܰܥ ܢܰܦܫܶܗ ܘܚܳܟܶܡ ܝܳܬܶܗ ܡܶܬܚܰܪܰܪ ܡܼܶܢ ܕܰܪ̈ܓܶܐ ܫܰܦ̈ܠܶܐ ܕܐܶܢܳܢܳܝܽܘܼܬܳܐ ܡܰܠܝܰܬ ܣܽܘܼܪ̈ܚܳܢܶܐ ܘܣܽܘܼ̈ܓܦܳܢܶܐ ܕܰܣܢܳܝܳܐ ܘܰܚܣܳܡܳܐ ܘܣܳܠܶܩ ܒܕܰܪ̈ܓܶܐ ܝܰܩܺܝܼܪ̈ܶܐ ܕܐܶܢܰܚܢܳܝܽܘܼܬܳܐ ܡܰܠܝܰܬ ܦܽܘܼܣ̈ܥܳܢܶܐ ܘܝܽܘܼܬܪ̈ܳܢܶܐ ܕܰܚܢܳܢܳܐ ܘܚܰܘܣܳܢܳܐ.
ܒܕ ܒܰܪܢܳܫܳܐ ܕܝܳܕܰܥ ܢܰܦܫܶܗ ܘܚܳܟܶܡ ܝܳܬܶܗ ܠܐ ܡܰܨܝܳܐ ܕܢܶܫܬܰܒܗܰܪ ܘܢܶܬܚܬܰܪ ܘܢܶܫܬܰܥܠܶܐ ܒܗܰܘ ܡܳܐ ܕܺܝܼܗܺܝܼܒ ܠܶܗ ܡܶܛܽܠ ܩܽܘܼܝܳܡܳܐ ܘܦܽܘܼܪܢܳܣܳܐ ܝܳܬܳܢܳܝܳܐ ܘܓܰܘܳܢܳܝܳܐ.
Sebep Nedir?
İnsanın içsel huzurunu bozan, onu kendi içinde sarsan ve düzensizliğe sürükleyen şeyin sebebi nedir?
Onu, her iki düşünce arasında gidip gelmeye ve zihinsel bir düzensizliğe sürükleyen şeyin sebebi nedir?
Onu, iki taraf arasında bölünmüşlüğe ve düzensizliğe iten şeyin sebebi nedir?
Onu, düşünceleri ve davranışları içinde bocalamaya, düzensizliğe ve içsel dağınıklığa sürükleyen şeyin sebebi nedir?
Her şeyden önce, her yanıt kendine özgüdür ve bir diğerinden farklıdır. Hatta yanıtlar, bir yerden diğerine, bir evden diğerine değişebilir. Belki de her insanın, hatta her birimizin, zihninde yerleşmiş kendine özgü bir yanıtı vardır.
Benim yanıtım ise şöyledir:
Birincisi: Yerleşik kalıpların oluşturduğu zihinsel bulanıklık.
İkincisi: Bilginin ve kişisel kültürün yoksunluğu.
Üçüncüsü: Öğrenmeye dayalı bilginin yoksunluğu, düzensizliğin başlıca sebebidir.
Çünkü kendini bilen ve özünü tanıyan insan, dünyayı elinde tutar ve Tanrı’yı yüreğinde sabit kılar. Nefsani tutkuların karşısında dimdik durur; yıkıcı düşünceleri zihninden uzaklaştırır.
Kendini bilen ve özünü tanıyan insan, bencilliğin kötülükler, nefret ve kıskançlıklarla dolu aşağı basamaklarından özgürleşir; şefkat, bağışlama ve merhametin adımları ve erdemleriyle dolu diğerkâmlığın, empati ve biz bilincinin yüce basamaklarına yükselir.
Kendini bilen ve özünü tanıyan insan, kişisel ve içsel gelişimiyle ayakta durması ve olgunlaşması için kendisine verilmiş olan hiçbir şeyle övünemez, böbürlenemez ve kendini üstün göremez.
Çünkü bilir ki insanın sahip olduğu her yetenek, her bilgi ve her imkân, kendisini yüceltmesi için değil; kendini aşması, olgunlaşması ve başkalarının iyiliğine hizmet etmesi için verilmiştir.
İnsan kendini tanıdıkça bencilliğin dar sınırlarından çıkar; başkasının varlığını kendi varlığı kadar önemsemeyi öğrenir. Böylece “ben”in sınırları genişler ve “biz” bilincine dönüşür.
Belki de içsel düzensizliğin panzehiri tam da burada saklıdır:
Kendini bilmek, yalnızca kendini tanımak değil; kendini aşarak başkasına yer açabilmektir.
İnsan kendini bildikçe içindeki düzensizlik azalır.
Özünü tanıdıkça düşünceleri berraklaşır.
Bilgisi derinleştikçe bencilliği zayıflar.
Yüreği olgunlaştıkça diğerkâmlığı güçlenir.
Ve insan, “ben”den “biz”e doğru yürüdükçe, hem kendisiyle hem de hayatla daha sahici bir bütünlük kurmaya başlar.
Yusuf Beğtaş
You can also send us an email to karyohliso@gmail.com
Leave a Comment